|
Petrol
fiyatları son yıllarda inanılmaz artışlar
göstermeye başladı. Artık gün geçmiyor
ki,yeni bir zam haberi duyulmasın. O
artışlar da doğal olarak bütün enerji
fiyatlarına yansıyor. Ürünlerinde enerjinin
payı yüksek olan üreticiler kelimenin tam
anlamıyla “köşeye sıkışmış” durumdalar.
Üstelik bu artışlar düzensiz bir şekilde
ortaya çıktığı için yükselen maliyetleri
fiyatlara yansıtmak da mümkün olmuyor.
Her zam haberinin ardından, yıllar önce |
|
varil başına fiyatı on-on iki dolar
civarındayken,yabancı petrol şirketleri
tarafından ekonomik olmadıkları gerekçesiyle
kapatılan petrol kuyularımız aklıma geliyor,
hayıflanıyorum. Yüz kırk dolar seviyesi bile
hâlâ ekonomik değilse, “acaba bizim
petrollerimiz bu kadar kalitesiz mi, ya da
çok mu derinlerde” diye sormadan edemiyorum.
Kafamda durmaksızın sorular oluşuyor: Yoksa
işin içinde başka oyunlar mı var? Bizim
petrollerimiz birileri tarafından rezerv
olarak mı saklanıyor? Çeşitli dönemlerde
ülkemizi yönetme şansı bulan bakanlar,
başbakanlar bu olayın farkına varmadılar mı?
Yahut her şeyi bütün açıklığıyla
biliyorlardı da ellerinden bir şey gelmiyor
muydu? Bütün bunları sadece ben sormuyorum.
Aynı sorular bütün vatandaşlarımızın da
dilinde. Hatta kendilerini aydın sayan (ya
da sanan) elit tabaka tarafından, “cahil
oldukları gerekçesiyle oylarına değer
verilmeyen” köylümüz, çiftçimiz de aynı
soruları her fırsatta dile getiriyor.
Ülkemizi yönetenler tarafından bu konuda
yeterli ve inandırıcı açıklamaların
yapılmasının tam zamanıdır diye
düşünüyorum.Gelişen zorlu koşullar
karşısında elbette boş durulmuyor. Özellikle
gelişmiş ülkelerde, enerji tasarrufu
konusunda sürekli çalışmalar yapılıyor. Yeni
teknolojiler hep daha az enerjiyle daha
fazla iş yapmak, daha yararlı sonuçlar almak
üzerine geliştiriliyor. Ama ne var ki,
özellikle bizim gibi gelişmesini tam olarak
gerçekleştirememiş ülkelerde bu buluşlardan
yeterince yararlanılamıyor. Örnek vermek
gerekirse; daha evlerimizdeki yalıtım işini
bile tam olarak oturtamadığımızı, özellikle
aydınlatmada tasarrufu ampullere bile
geçemediğimizi üzülerek görüyoruz.
İşyerlerinde, evlerde dışarıya çıkarken çoğu
insan ışıkları kapatmayı aklına bile
getirmiyor. Günümüzde bazı otellerde bu
konuda önlemler alınmış, enerji tasarrufu
konusunda gelişmeler kaydedilmiş durumda. Bu
tekniği özellikle işyerlerinde nasıl
gerçekleştirebiliriz diye düşünmeden
edemiyorum. Sonra da moralim bozuluyor.
Çünkü ülkemizde hâlâ rezistanslı ısıtıcılar
kullanılarak en pahalı yöntemlerle
ısınılmaya çalışıyor. Üstelik o tür
ürünlerin; gazetelerde, radyolarda ve
televizyonlarda sanki bir teknoloji
buluşuymuş gibi aldatıcı sözlerle reklâmları
yapılıyor. Her ısıtıcının artan bir şekilde
enerji kaybına yol açtığı ve giderek
sanayideki iş makinelerini çalışamaz duruma
getireceği düşünülmeden! Benim bu konuda
hükümetimize de bir önerim var. En kısa
zamanda “Enerji Tasarrufu” adı altında yeni
bir bakanlık kurulmalı ve her türlü
enerjinin en ekonomik olarak nasıl
kullanılacağı yönünde önce sanayicilerimiz,
sonra da halkımız eğitilmelidir. Bu
eğitimler; mutfaktan başlayarak, yemek
pişirme, ısınma, aydınlatma,araba kullanma
gibi daha pek çok konuyu kapsamak üzere
hemen uygulamaya konulmalıdır. Bazılarına
biraz komik gibi gelebilecek ama düşünmeden
ve paylaşmadan edemiyorum. Yüce Allah,
insanı mükemmel bir şekilde yaratmış. Bize
bahşedilmiş,saymakla bitmeyen
özelliklerimiz, güzelliklerimiz var.
Bunların çoğunun farkındayız ama dikkate
almadığımız bir özelliğimiz daha var.
Bedenimizin enerji ihtiyacını karşılamakta
çok ileri bir seviyedeyiz. Çünkü biz
insanlar, enerjimizi etten, sütten,
meyveden,sebzeden ve her türlü gıda
maddelerinden sağlayabiliyoruz.Onları
yakarak enerjiye çevirebilmemiz için
aldığımız nefeslerdeki oksijen yetiyor.
Olaya bu yönüyle baktığımızda kendimizi
“mükemmel bir makine” olarak da görebiliriz.
Bu bağlamda bilim adamlarına yeni bir görev
daha düşüyor. Aslında şimdiden birtakım
ilerlemeler kaydedilmiş durumda. Artık
birtakım bitkilerden “petrol alternatifi
ürünler” elde edilebiliyor. Bu konuda
“biyo-dizel” örneğini gösterebiliriz.Ama
bütün bunlar, akıl almaz boyutlarda büyüyen
ihtiyaçları karşılamaya yetmiyor. Onlardan
daha fazlasını bekliyoruz. Çünkü bu Dünya
bizim ve hepimiz aynı gemideyiz!
Gazanfer ŞANLITOP
g.sanlitop@emasas.com.tr |